Sembolik etkileşimcilik (George Herbert Mead)

Kurucusu George Herbert Mead ‘tır. C.H Cooley ve W.I. Thomas’ın katkılarıyla gelişmiştir. Özellikle Herbert Blumer’in çalışmaları önem taşır. Bu nedenle Herbert’te kurucu kabul edilir. Blumer aynı zamanda bu yaklaşıma “Sembolik Etkileşimcilik” adını veren kişi olarak da bilinmektedir. Bu etkileşim Weber gibi toplumsal eyleme, toplumsal etkileşime, anlamlandırma ve yorumlama süreçlerine ağırlık veren bir yaklaşımdır. Ancak Weber sosyolojisi bürokrasi, din, devlet, sınıf ve statü grupları gibi toplumsal oluşumlarla ilgilenen makro-sosyolojik yönelimli bir yaklaşımdır.

faculty_img25_lrgSembolik etkileşim ise gündelik yaşamla ilgilenen mikro-sosyolojik yapıdadır. Bu etkileşime göre, toplum bireylerden bağımsız olan yapılardan değil bireylerin içinde yaşadıkları dünyaya atfettikleri anlamlardan meydana gelmektedir. Örneğin; masa dediğimiz zaman zihnimizde sadece belirli bir forma sahip olan bir nesne değil, aynı zamanda üzerinde yemek yenen, yazı yazılan yada başka bir faaliyet yapılan bir şey belirir. İnsanlar arasında her türlü anlamlı iletişimi sağlayan semboller dilsel anlamları temsil eden sözcükler olabileceği gibi nesne, işaret, jest, mimik, el-kol hareketleri gibi dilsel olmayan anlamları da ifade edebilirler. Ancak sembolik etkileşime göre anlamlar nesnelerin içinde içkin değildir. Anlamlar etkileşim sürecinde ortaya çıktıklarından dolayı değişmez nitelikte değillerdir. Bu süreçte toplumsal dünya her gün yeniden şekillenerek ortaya çıkar. Sembolik etkileşime göre; toplum yada toplumsal düzen etkileşim sürecinin bir sonucu olarak ortaya çıkar. Toplumsal dünyanın şekillenmesinde bireyi daha aktif değerlendirirler. Bu yüzden İşlevselcilik yada Marxizm gibi makro boy sosyolojiden ayrılır. Toplumun onu oluşturan bireylerden bağımsız bir gerçekliği olmadığını bu nedenle de sosyologların toplumsal eyleme aktör tarafından atfedilen anlamı yorumlamakla işe başlaması gerektiğini savunan Weber’in yaklaşımına daha yakın durur. Kurucu Mead’a göre insan diğer canlılarda bulunmayan özelliklere sahip eşsiz bir varlıktır. Benlik duygusu geliştirebilen varlıklardır. Benlik insanlara rol alma sürecindeki “kendilerini ötekilerin gözünden görebilme” olanağı sağlar. Yani benlik sayesinde kendimize dışarıdan bakabiliriz.””

Sosyoloji teorilerinin çoğu toplumu yapıları açısından analiz etmeye anlamaya çalışırken sembolik etkileşimcilik semboller aracılığıyla bireylerin nasıl gündelik etkileşimlerden anlamlı bir toplumsal düzen oluşturdukları ile ilgilenir. Blumer sembolik etkileşimin yöntemini toplumsal fenomenin doğrudan incelenmesi olarak tanımlar. Sembolik etkileşimcilik yüz yüze etkileşimler üzerinde yoğunlaşarak bu etkileşimlerin tarihsel veya toplumsal düzenlemelerle ilişkilerine değinmedikleri gerekçesi ile eleştirilirler. Çağdaş sosyolojinin teorilerinde sembolik etkileşimcilikten etkilenerek doğan ve sembolik etkileşimle ortak pek çok özelliği paylaşan önemli yaklaşımlar bulunmaktadır. Bu yaklaşımların başında toplumsal yaşamı bir tiyatroya benzeten “Erving Goffman – dramaturji teorisi”, gündelik yaşamın gerçekliğini inceleyen Alfred Schutz’un Sosyolojik Fenomonoloji yaklaşımı yer almaktadır.

Ek olarak; günlük etkileşim esnasında oluşturulan gerçekliğin ampirik incelemesi ile ilgilenen etnometodoloji yaklaşımı ile Harold Garfinker yer almaktadır. Bu yaklaşımlar (Weber sosyolojisi de dahil olmak üzere) eylem teorileri, yorumlayıcı sosyoloji veya hermeneutik sosyoloji şeklinde ele tek bir gelenek altında ele alınabilmektedirler.

Uykusuz Grafiker hakkında 25 makale
Kendi halinde takılan ve hoş beş yazılar yazan uykusuz adam.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*