Namaz kılmak istiyorum ama kılamıyorum

Namaz kılmak istiyorsun ama kılamıyor musun? Namaz kılmak sana ağır mı geliyor? Günde 5 defa olduğu için usanç mı veriyor? Nasıl kendini namaz kılmaya telkin edeceğini bilmiyor musun? “Namaza nasıl başlayabilirim” diye kendine sorup, araştırmalar yapıyorsun. O halde desteğe ihtiyacın var. Ben bu yazımda senin için çeşitli bilgilere yer vereceğim.

Bende senin gibi, araştırmalar yaparak ve kitaplar okuyarak namaza başlamak için gerekli enerjiyi topladım ve rabbimizin de nasip etmesiyle namaza başladım. Bu ve benzeri başlıktaki yazıları, benden önce de yüzlerce farklı şekilde kaleme alan kişiler olmuştur. Fakat ben bu başlıkta birçok kişinin yazdığı gibi; ateşle azapla korkutan yazıtlardan ziyade, doğrudan kendi tecrübelerimi seninle paylaşacağım. Tabi bu (Haşa) Rabbimizin gazabından korkmamak, onun cehenneminden çekinmemek olarak algılanmasın. Sonuç olarak bu azaptan korktuğumuzdan dolayı, namaza başlamak için bilgi ve destek aramıyor muyuz? Tabi ki; yaratıcının rızasını kazanmayı amaçlayarak, azaptan kurtulmak ve cennete girmek için namaz kılıyoruz veya kılmak istiyoruz.

Öncelikle şunu soralım kendimize; Ben gerçekten namaz kılmak istiyor muyum? Cevabın “evet” ise, namazı kılman için bir engel yok. Çünkü istediğin şey aynı zamanda arzu ettiğin şeydir. Arzun büyükse yapamayacağın şey yoktur. İnsanı gözyaşlarına boğan yakıcı bir arzu, dağları bile dize getirir. O halde ilk olarak arzumuzu yoğunlaştıracağız.

Evet arzum var ama günde 5 defa olunca nefsime yeniliyorum? Diyorsan belki de en büyük sorunun anı yaşayamamak. Her birimiz ya geçmişi ya geleceği düşünerek yapmak istediklerimizi yapamayız. Varsay ki yaşamak için bir günün kaldı. O gün 5 vakit namazını kıldığında cennete gideceksin. O günün yaşadığın “an” olduğunu düşün. Zaman tek bir kelime, ancak tek bir kelimede yaşanmıyor. Zaman, vakit, an, dem ve dehr hepsi başka kavramlardır. Sen bu ayrımları unutuyorsun. Zaman kavramına tek bir boyutla odaklandığından olsa gerek, “an”ı yaşamıyorsun. Hayatın ya geleceği planlamakla, yada geçmişi düşünmekle geçirenler her ikisine açılan kapı olan “an”ı yaşayamazlar. Geçmiş geçmişse, gelecek ise henüz gelmemişse ve yarınımız meçhulse, yarına bir hayat garantimiz yoksa, yarını düşünüp ümitsizliğe kapılmak, meçhul olan yarından dolayı usanç yükünü omuzlamak sence de gülünç değil midir?

Namazın işe veya hayata kesit verdiğini mi düşünüyorsun? Evet bu doğrudur. Kıldığımız ve kılacağımız namazlar dünyada bizleri meşgul eden işlerden kısa süreli alıkoyar. Peki bu sana zarar mı verir fayda mı? Tüm sıkıntılardan, meşguliyetlerden, karmaşalıktan 5-10 dakika ruhu dinlendirmek hangimize fayda sağlamaz? Bedenimizin teneffüse ihtiyacı olduğu gibi, ruhumuzun da teneffüse ihtiyacı vardır. İşte namaz sayesinde ruh gerekli teneffüsü yapar. Bu yüzden de namazın bize psikolojik açıdan desteği tamdır. Konuya binaen geçtiğimiz günlerde okuduğum bir yazıyı seninle paylaşayım;

Sabah kalktım. Hafiften ateşim var ama olsun, çok bir şeyim yok. Kahvaltı yaptım. Servisi kaçırmayayım diye hızlı hızlı hazırlandım. Servise koşarken boğazımın biraz yandığını hissettim. Serviste her zamanki gibi cam kenarına oturdum. Cam kenarına oturan herkes gibi dışarıyı seyredip, bir sürü şey düşündüm. Merkeze uzak bir yerde çalışıyordum. Yol nihayet bitti. İşe geldiğimde bir arkadaşım hazırlamamız gereken evraklarla ilgili bir şey sordu. Cevap veremedim. Sesim kısılmıştı. Hiç sesim çıkmıyordu. Bu sesle ders anlatamazdım. Müdürün yanına gidip “sesim kısılmış müdür bey eve gidebilir miyim?” dedim. Müdür çıkmayan sesimi duyunca şaşırdı: “Anladım da hoca hanım sesiniz kısıksa buraya kadar niye geldiniz? Telefon etseydiniz? Geri nasıl döneceksiniz?” dedi.

“Sesimin kısıldığını bilmiyordum ben, evde kimse yok sabah kimseyle konuşmadım ki ben. Sesimin kısıldığını fark etmeyecek kadar yalnızım, eve gidip ağlamak istiyorum ben.” Diyecektim. Diyemedim. Sesim çıkmadı.”

Yalnızlığın insan üzerindeki psikolojisini bu yazıda gayet açık bir şekilde anlayabiliyoruz. Oysa namaz kılan ruh kendisini yalnız hissedebilir mi? En yalnız zamanında bile yaratıcının onunla olduğunu bilir, dua eder ve ondan diler, ister, dertlerini dile getirir. Bu sayede kendini yalnız hissetmez ve ruhu gerekli olan pozitif enerjiyi toplar. Bu kişinin ruhu, topladığı pozitif enerji sayesinde kalbini karamsarlıktan alıkoyar. Kişi psikolojik olarak dinç olur. Psikolojik olarak dinç olan insan olumsuzluklardan daha az etkilenir bu sayede ruh sağlığını daha kolay bir şekilde koruyabilir.

Buna benzer belki de onlarca yazıt, onlarca örnek daha bulunması muhtemeldir. Bu, en kolay ulaşılabilir ve anlaşılabilir örnek diyebiliriz. Her şeye gücü yeten yaratıcımızın bizim namazımızı ihtiyacı yok bilakis bizim namaza ihtiyacımız var. Allah (c.c.) her şeyi bizim için tasarlamış ve bizim ihtiyaçlarımıza göre yaratmıştır. Bize düşen ise aklımız sayesinde bunları idrak edip gereğine uygun yaşamak. Öyle ise insan olarak, ruhumuzun ve bedenimizin namaza en az, yemek yemek, uyumak, konuşmak vb. eylemler kadar ihtiyacı olduğunu anlayabilmek çok zor olmasa gerek?

Mü’minin namaz sayesinde kazandığı bu ruh ve şuur dinamizmini Dr. Alexis Carrel şöyle dile getiriyor: “Diyebilirim ki, namaz, günümüze kadar bilinen kuvvet ve hareket kaynaklarından en büyüğüdür. Ben şahsen, doktor olmam nedeniyle, tedavi ettiğim hastalar üzerinde bunun birçok örneklerini gördüm…” Ayrıca namaz için abdest alındığında, sadece günahlarımızdan değil maddi kirlerimizden de arınır ve sağlıklı, temiz bir insan oluruz.

namazHedefin namaz kılmaksa bunun için hemen harekete geçmelisin. Zira derin bilincimiz geçmişi ve geleceği şimdiye taşır, şimdiki zamanı yaşar. “Namaz kılacağım” dersen, ömrün boyunca kılacağın geleceği beklersin. “Sigarayı bırakacağım” diyenleri çoğu kez ancak kanser durdurabiliyor. Çünkü “gelecek dili”, derin bilinç için sürekli uzaklaşan bir gelecek üretir. Gelecek ise sonsuza kadar uzanabilir. Ruh için belirsiz gelecek, sonsuzdaki gelecek demektir. “Şu anda yapıyorum” derseniz, derin bilinciniz sizi bir şeyler yapmaya zorlayacaktır. “Şimdi sigarayı bırakıyorum” diyen birisi, sigara kullanmaya devam etse de, sigara kullanma isteği gittikçe azalacak ve sonunda onunla ilişiğini kesecektir. Oysa “yakında sigarayı bırakacağım” diyen birinin o yakın zamanı asla gelmez.

Kendini küçümseme ve yetersiz görme. Hedefin namaza başlamaksa bunu yapman için hiçbir engel yok. Namaza başlamak için çok gerekçen varken, namazı terk etmek ve ondan uzak durmak için hiçbir gerekçen yok. Başla ve devam etme arzunuzu yitirme. Başkaları bunu yapıyorsa sen de yapabilirsin. Bu cümlelere kendini inandır ve yaratıcımıza duanı yolla, sana yardım edecektir. Çünkü rabbimiz, Furkan suresi 77. ayette “De ki: duanız olmasa rabbimin katında ne ehemmiyetiniz var.” Buyurmuştur. Namaz hem duanın kapısı hem de senin yegane kurtarıcındır. Duamız sayesinde Rabbimiz bize değer veriyor. Bu dünyadaki faydaları bile namazı kılman için yeterlidir. Oysa namaz ile Firdevs cennetlerine de girmek mümkün oluyor. Namaz, annemizin, babamızın ve akrabalarımızın bizden kaçtığı o günde tek yoldaşımız olacaktır.

İnsan namazı terk edince, namazda insanı terk eder. Onu dünyada, kabirde, sıratta, mahşerde, mizanda, mahkeme-i Kübra da terk eder ve yüzüstü bırakır. Dolayısıyla nihai terk insana değil namaza aittir. Sonunda esas terk edilen, dünya ve ahirette zararlı çıkan, mahşerde müflis ve mahrum kalan namaz değil insan olur.

Şimdilik bu kadar.

Beni arkadaş listene eklemek istiyorsan mail adresin ile konu altında yorum yazabilirsin. Yorumları özenle kontrol edip, bir ziyaretçi mesajı gibi değil bir dost mektubu gibi ayrı ayrı ilgileniyorum. Sen istersen seninle mailleşmeye ve destek çıkmaya devam edeceğimi belirtmek isterim. Benimle bilgilerini paylaşırsan, senin de bilgilerin dahilinde konumuzu güncel tutup insanlara faydalı olmaya çalışabiliriz.

Selamun aleyküm…

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*